Dişil Dürtüler

 Bazen içimde bir şey kıpırdıyor.

Adını koymak istemiyorum.
Çünkü isim verdiğim anda, başkalarının tanımlarına karışacak gibi.

Dişil dediğim şey;
zayıflık değil,
kararsızlık hiç değil.

Daha çok hissetme hâli.
Bir durumu anlamadan önce sezme,
bir cümle kurulmadan önce susma isteği.

Bende bu dürtüler çoğu zaman geceleri ortaya çıkıyor.
Gündüzleri bastırılan, ötelenen, “sonra bakarız” denilen ne varsa
karanlıkta kendine yer buluyor.

O anlarda güçlü görünmek istemiyorum.
Haklı çıkmak, dik durmak, açıklamak da istemiyorum.
Sadece olduğum gibi kalmak.

Toplum bazı hisleri erkenden öğretiyor insana.
Hangisinin kabul edilir, hangisinin gizlenmesi gerektiğini.
Ben uzun süre dinledim bunu.
Ama içimdeki ses, dinlemeyi bıraktığımda daha net konuştu.

Bu dürtüler beni daha az “erkek” yapmıyor.
Daha çok “ben” yapıyor.

Yumuşak olduğum yerler var.
Kırıldığım, çekildiğim, sustuğum.
Ve bunların hepsi bana ait.

Burada yazmamın sebebi de bu zaten.
Bir tarafımı savunmak değil.
Bir tarafımı saklamamak.

Burası bir denge arayışı değil.
Bir kabul hâli.

Ve belki de
en dürüst hâlim
tam olarak burada başlıyor.

“Bazen en derin hisler, sessizlikte saklıdır.”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dünyamdan Bir Ses

Bu Bir İç Konuşma